Google Earth ile izleme >

Bir maceranın ardından...


Afrika'da birkaç haftalık serüven gezisi niyetiyle başlayıp, ağzımın suyunu akıtacak kıta aşırı seyahat anılarını okudukça, İstanbul'dan Cape Town'a kadar arabayla bir macera seyahatine dönüşen planım; ardında ufak-tefek birkaç can sıkıcı olay, ama hayatımın sonuna kadar unutamayacağım güzellikte anılarla dolu tecrübe ve kazanılmış yeni dostluklar bırakarak 19 Nisan 2006 tarihinde İstanbul'da tamamlandı. Bu keyifli seyahatin sarhoşluğu ile geçen birkaç haftanın ardından gerçek dünyaya yeniden döndüm. Ama aklım halâ orada, oralarda.

Neleri kaçırdım?
Seyahatim, çoğunlukla başta planladığım rotayı takip ederek geçmekle birlikte, öngörülenden ufak tefek sapmalar da olmadı değil; ta ki Zambiya sınırına kadar. Zambiya sınırından "sınır dışı" edilmemden sonra rotamın kalanı, sapma miktarı "ufak tefek" sınırlarını fazlasıyla zorlayıp, "B planı"na uygun devam etti. Bu yüzden -tabii- Zambiya, Zimbabwe, Botswana ve Namibya tümüyle program dışı kaldı.
Bu ufaklı büyüklü program değişiklikleri sonucu, "görülecek yerler" listesinde yer alıp da göremediğim bazı yerler oldu tabii. Sudan'daki hırsızlık olayı yüzünden ortaya çıkan gecikme nedeniyle programdan çıkardığım Omo Vadisi (Etiyopya) gibi, Zambiya'ya girememem sonucu oluşan program değişikliği sebebiyle gidemediğim ve gerçekten görmeyi çok arzu ettiğim Viktorya Şelalesi (Zambiya ve Zimbabwe), Kalahari Çölü (Botswana), Okavango Nehri ve Deltası (Botswana), Namib Çölü ve İskelet Sahili (Namibya) gibi...

Neleri "yakaladım"?
Zaten programımda da yer alan Palmira (Suriye), Petra ve Wadi Rum (Ürdün), Batı Çölü (Mısır), Lalibela (Etiyopya), dağ gorilleri ve Virunga Dağları (Uganda-Ruanda), Serengeti (Tanzanya), Zanzibar Adası, Kruger Milli Parkı ve Agulhas Burnu/Afrika'nın Dibi (Güney Afrika Cumhuriyeti) seyahatimin en can alıcı ve etkileyici duraklarıydı. Ama, bütünü büyük bir keyif veren seyahatimde tanışma şansına eriştiğim insanlar da -bence- "yakaladıklarım"ın arasında en önemlileriydi. Seyahatin kısa bir bölümünde birlikte olduğumuz Chris ve gözümde büyüyen Wadi Halfa beklemesini keyifli bir dinlenmeye çeviren Nando, Hartum'da tanıştığım ve bana sıkıntılı zamanımda yardımcı olmak için çırpınan Mehmet, Uganda'daki Ferrari'sini satan Meltem, Barış ve diğerleri... Hepsiyle halâ haberleşiyoruz, görüşüyoruz.

Beni yakalayanlar
Bazıları da beni yakaladı tabii. Döndükten sonra, sanırım Mayıs 2006 ortalarıydı. Bir hanımın beni aradığını ve Etiyopya'daki bir arkadaşımdan bir emanet getirdiğini söylediler. Telefonunu bırakmıştı, aradım. Etiyopya'ya yaptığı bir gezi sırasında Lalibela'yı gezerken karşılaştığı iki genç, Türk olduğunu duyunca kendisine Türkiye'de bir arkadaşları olduğunu söylüyorlar. Koşa koşa evlerine gidip, üzerinde benim adım ve adresim yazılı bir zarf getirip bana vermesi için teslim ediyorlar. Telefon görüşmemizin ertesi günü mektup elime ulaştı.


Etiyopya'dan mektup var

Üstünü okuduğumda kimden geldiğini anladım: Lalibela'da bir akşam üstü gezerken iki genç çocuğa rastladım. Lise talebesi gençlerle bir süre yürüyerek sohbet ettik. Özellikle bir tanesi oldukça iyi İngilizce konuşuyordu. Daha sonra beni evlerine davet etmişler ve bir süre tek ve küçücük bir odadan oluşan kulübelerinde ağırlamışlardı. Ermiyas ve Alene daha sonra beni otelime kadar getirip vedalaştılar.


Ermiyas (solda) ve Alene

İşte o iki arkadaş bana göndermek üzere bir mektup yazmışlar, göndertecek bir turist ararken de karşılarına -tesadüf- Sema çıkmış. İşte böyle.

Rakamlar
Sayfayı izleyenler arasında önemli bir kesim bu gezinin "maliyeti"yle ilgilendiler. Genellikle aracın kaça mâl olduğu, ortalama ne kadar harcama yapıyor olduğum gibi sorularla, diğer bazı sayısal veriler sıkça soruldu. Hazırlık aşamasında harcadıklarımı (ki bunlar içerisinde aracın bedeli de dahildir) belirtmem, böyle bir seyahat hakkında fikir vermek anlamında yanıltıcı olabilir. Ancak, yola çıktığım andan, sonuçlandırana kadar yapılan harcamalarla ilgili istatistikler, gerçek tabloyu görmek için doğru verileri oluşturacaktır.
Seyahatimin konfor derecesi çoklukla -benim kriterlerime göre- vasat seviyedeydi. Kimi zaman (nadiren) lüks sayılabilecek otellerde kaldım. Arabada ya da uyku tulumuyla dışarıda yattığım gecelerin dışında, yalnızca üç duvarı olan "otel"lerde ya da sazdan kulübelerde de konakladım. Genellikle, Lonely Planet ya da Bradt rehber kitaplarında "budget" olarak belirtilen, sırt çantalı turistlerin rağbet ettikleri ve keseyi yormayan otellerin tek kişilik ve -varsa- banyo ve tuvaleti içinde olan odalarını tercih ettim. Bu standartlar kimine göre "sefalet"ken, bazı karşılaştığım gezginlere göre "lüks" idi. Günde US$15-20.00 bütçeyle seyahat edenler için, özellikle... Yani, benim standartlarımdan çok daha ucuz alternatifler de bulmak ve üretmek mümkün; bunu demek istiyorum. Daha lüksü? Onun sınırı yok, malum.
Bu anlattıklarımı göz önüne alarak, seyahatin "rakamsal" portresini de şu şekilde derleyeyim dedim:

    - İstanbul'da evimden ayrılıp tekrar evime -uçakla- dönmem 186 gün sürdü.
    - Bu 186 günün, bir kere planlı (15 gün), ikincisinde zorunlu (yine 15 gün) Türkiye'ye gelişler dışındaki 156 gününü Afrika'da geçirdim.
    - 156 günde -Türkiye hariç- 13 ülke gördüm.
    - Toplam 14 kez sınır geçtim. 1 kez sınır "geçemedim". 1 kez sınır dışı edildim; hem de giremediğim ülkeden.
    - Evin park yerinden, Cape Town'da (Güney Afrika) gemiye yüklenmek üzere arabayı konteynere yerleştirene kadar toplam 29,580km yol kat ettim.
    - Dolayısıyla, Afrika'da fiilen bulunduğum süreyi göz önüne alırsak, günde ortalama 190km yol yaptım.
    - Planlama aşamasında günlük ortalama US$50.00'lık bir harcama öngörmüştüm. Bu miktar evden çıktıktan itibaren, Cape Town'da uçağa binene kadar geçen sürede yapılacak tüm konaklama, yemek, ulaşım, araç bakımı ve benzeri harcamaları kapsıyor, arada ve sonunda Türkiye'ye geliş-gidiş için gereken uçak biletlerini içermiyordu. Seyahatin başından itibaren bu hedefi tutturmamın pek mümkün olmadığı ortaya çıktı ve US$75.00'lık daha gerçekçi seviyeye çektim. Yine de bunda bile zorlandım.
    - Buket ve Alican'la birlikte olduğum zamanlarda, onların daha rahat bir tatil yapmaları için yaptığımız lüks konaklama harcamalarını saymayıp, o günlere de diğerlerinden örnekleme yöntemiyle oluşturulan belli bir konaklama payı koyunca ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:
    •  
    • Konaklama   US$3,373.00    (Otel, çamaşır, -bazen- kahvaltı)
    •  
    • Ulaşım   US$4,467.00    (Motorin, otoyol, araç tamir ve bakımı,
         araç giriş ücretleri, otopark)
    •  
    • Yemek   US$1,266.00    (Yemek, içki)
    •  
    • Vize, gümrük v.s.   US$1,235.00    (Tüm sınır geçişi harcamaları)
    •  
    • Çeşitli   US$1,979.00    (Milli park giriş ücretleri, kırtasiye,
         internet, telefon)
    •  
    • TOPLAM   US$12,320.00  

    - Bu miktarı, Afrika'da fiilen geçirdiğim 156 güne bölünce günlük ortalama US$79.00 bir harcama düşüyor ki, revize edilmiş hedef göz önüne alındığında pek fena sayılmaz.
    - 29,580km yolu kat etmek için toplam 3,224lt yakıt almışım. Bu da 100 kilometrede 10.89lt motorin tüketimine karşılık geliyor ki, yol koşulları ve aracın yükü düşünüldüğünde bu da fazla sayılmaz.
    - 3,224lt motorin için toplam yaklaşık US$2,258.00 ödemişim. Bu da litre başına ortalama 70 Cent'lik bir maliyet demektir ki, Türkiye'de motorinin litresi US$1.42'den (Mayıs 2006 fiyatlarıyla) satıldığı düşünülürse, oldukça ucuza seyahat ettiğim söylenebilir.

Sonuç
İşte böyle; bir seyahati böylece bitirdim. Yenileri? Tabii olacak. Önceleri Avrupa üzerinden Cebelitarık'ı geçip Dakar'a (Senegal) ulaşan ve daha sonra doğuya yönelip oradan kuzeye, Sahra Çölü'nü geçtikten sonra Kuzey Afrika ve Orta Doğu yoluyla geriye dönen bir rota düşünüyordum. Şimdilerde ise hedefi büyütüp Asya'yı, ta Kamçatka'ya kadar geçecek yeni bir rota üzerinde çalışıyorum. Sonrası mı? Kim bilir? Zamanı ise, Alican'ın üniversite badirelerinden sonraya kaldı. Yani 2008 sonlarına.

 
  ana sayfa I başlarken I araç I rota I iletişim