Çölün gizemi, Nil'in büyüsü, vahşi doğanın cazibesi :


Afrika'nın çağrısı...


5 ya da 6 yaşımdaydım herhalde; Ankara'da Bahçelievler Renkli Sinema'da o filmi seyrettiğimde. Ne adını, ne de konusunu hatırlıyorum şimdi. Ama film Afrika'da geçiyordu, birtakım "kötü adamlar" arazi arabaları ile yabani hayvanları kovalayıp -sanırım- kaçak avlanıyorlardı. İyileri de onların peşinde ve yakalamaya çalışıyorlar... Vahşi doğada hızlı takip sahneleri, bir yandan yaban hayvanları, diğer yandan medeniyetin ayak basmadığı ve tüm doğallığını koruyan tabiat... Bir saplantı değil belki ama, seyrine doyamadığım bir hayal dünyası oluşturmuştu bende bu film.

İşte böyle bir anı ile başlar benim Afrika ve arazi arabalarına olan merakım, tutkum. Hayatımda ilk yurtdışı seyahatimi de Kenya'ya yapmışımdır, herkes Amerika'yı ya da Avrupa ülkelerini düşlerken, bir "ilk" için.

Böyle bir macera gezisi bir zamanlar, hem maddi olanaksızlık, hem de zaman yetersizliği nedeni ile, arada bir düşlenen bir hayalden öteye geçemiyordu; ta ki geçen yılın (2004) başlarında tekdüzelikten kurtulmak için silkinmeye karar verene kadar. Önceleri bir "safari" organizasyonuna başvurup düzenledikleri turlardan birisine katılmayı düşündüm. Çağımızın iletişim mucizesi internet sayesinde bu tür organizasyonlara ulaşmak çocuk oyunundan farksız. Oturdum bilgisayarın başına ve başladım gezinmeye. Anahtar kelimelerim "expedition" ve "overland" olunca karşıma aradığım organizasyonlardan çoğu çıktığı gibi, hiç beklemediğim ve bu işi kendi başlarına yapan kişilerce hazırlanmış sayfalar ya da bunların oluşturdukları forumlara ilişkin adresler de dökülmeye başladı. Gördüm ki, bu işin esas keyfi ve macerası kendi başına yapmakta. Önce Afrika'da bir yerlere uçup araç kiralayarak dolaşmak fikri gelişti. Bu fikir kısa süre sonra kendi aracımla İstanbul'dan başlayıp yine İstanbul'da sona erecek gerçek bir "karadan ekspedisyon"a dönüştü. Derhal araştırmaya başladım. Bu işi yapmış ve yapmakta olan birçok kişinin hazırladıkları web sayfalarını buldum, günlüklerini okumaya başladım. Bir macera gezisi için gerekli hazırlık çalışmalarını inceledim. Bu konuda yayımlanmış literatürü araştırdım. Konuyla ilgili uzmanlaşmış kişilerin, üstadların (Chris Scott, Charlie Shackell/Illya Bracht, Jack Jackson, Philip Briggs, Siân Pritchard-Jones/Bob Gibbons ve diğerleri) kitaplarını toparladım. Geçen yılın sonlarına doğru gezi programı genel hatlarıyla kafamda şekillenmişti. Daha sonra rotada değişiklikler olsa da çıkış tarihi ve süre konusundaki kararlarıma şu ana kadar sadık kaldım.

Neden tek başıma?
Kısaca cevaplamam gerekirse; böyle bir seyahati, öncelikle benimle birlikte gelecek kişiye/kişilere, sonra da kendime, bir işkenceye dönüştürmemek için. Tanıdığım ve bu seyahate birlikte çıkabileceğim hiç kimsenin, yaklaşık 160-170 günü, günde 24'er saatten ve ağır koşullarda benimle birlikte geçirmek gibi bir cezayı hakedecek derecede günah işlediğini zannetmiyorum. Şaka bir yana, bu kadar uzun bir süreyi zor koşullarda birarada geçirmek, insanların dayanıklılık sınırlarını zorlayan bir sınava dönüşür zaman içinde. Açıkçası ben böyle bir sınava hazır olduğumu sanmıyorum. Bunun yerine, 6 aylık baştanbaşa bir Afrika yolculuğunu, tüm eziyetlerinin yanı sıra keyifleri ile de tek başıma yaşamaya karar verdim. Buket'in (eşim) ve Alican'ın (oğlum) böyle bir seyahate yalnız başıma çıkma kararıma verdikleri destek beni cesaretlendiren önemli bir etkendir.
Zor olacak, farkındayım ama, denemek istiyorum.


Buna göre son durum : Çıkış tarihi 9 Ekim 2005 ve süre 6 ay

Ali ERİÇ
İstanbul; Eylül 2005

  ana sayfa I başlarken I araç I rota I iletişim
 
tasarım monoplan