ARAÇ


Böyle bir macera gezisinin doğasına ters düşüyor olsa da, 55°C sıcaklıkta, terinizle vücudunuza yapışıp çamurlaşan tozla, sineklerle haşırneşir olmak yerine, klimalı, konforlu ve modern bir arazi aracının keyfini sürmek herkesin hayalidir herhalde. İki şey engeller sizi: Birincisi ve aslen en önemlisi, bahsedilen o konforlu ve modern arazi araçlarının, bu tür ağır koşullara fazla dayanamayacak olan narin ve karmaşık elektronik sistemleridir. Bir bozulmaya görsünler. Çölün ortasındaysanız hiç şansınız yoktur zaten de; Afrika'nın en yetenekli tamircisinin dibinde bile arızalandıysa aracınız, hastalığını iyileştirmek konusunda hala fazla şanslı değilsinizdir. İkinci engel de -daha önce söylediğim gibi- "macera gezisinin doğası"dır. Macera gezisinin, ya da -bazı yakınlarımın cok karşı çıkması nedeniyle kullanamadığım bir deyim olan- "ekspedisyon"un doğasında "şeytan azapta gerek" vardır, eziyet vardır, zorluk vardır; kısacası mazoşizm vardır. Bütün bunlara katlanmanızı sağlayan; çoğunluğun göremediği ilkelliği, ilkel şartlarda keşfetme dürtüsüdür. Bu kriterlerle yola çıkıldığında da, kendinize araç olarak seçeceğiniz marka ve model konusunda çok fazla alternatifiniz kalmaz.

Toyota vs Land Rover
Macera seyahati yapanlar genel olarak iki gruba ayrılır: Toyotacılar ve Land Roverciler. Bunların dışında bir üçüncü grup kamyonculardır: Unimog, Bedford, Pinzgauer, Iveco tercih edilen markalardan bazılarıdır. Tabii bu markaların genellikle askeri amaçlı olarak üretilmiş 4x4 modelleri...
Toyota'nın maceracılar tarafından en çok tercih edilen modeli HJZ75 serisi Land Cruiser'dır. Bazı yerlerde Troop Carrier olarak da bilinen bu model basitliği, inanılmaz sağlamlığı ve güvenilirliği sayesinde ekspedisyoncular arasında en çok tutulan araçlardan birisi olma ünvanını kazanmıştır. Diğer Toyota modelleri (80 ve 100 serisi Land Cruiser'lar, Hi-Lux) kullanılıyorsa da 75 serisinin popülerliğini yakalamaktan uzaktırlar.

Land Rover'ın klasik Series (Series I, II ve III) ile 110 ve Defender modelleri, üretilmeye başlandığı 1948 yılından beri Afrika tablosunun vazgeçilmez objeleri olmuşlardır. Tüm konforsuzluğuna, ergonomiye aykırı yapısına ve -maalesef- son yıllarda geliştirilen modellerindeki kronikleşmiş sorunlarına karşın Land Rover, Afrika'da en çok tanınan/tanıtılan araç olma özelliğinin sağladığı avantajlar ile Afrika ekspedisyonerlerinin de gözdesidir. Nedir bu avantajlar? En tanınan olması nedeni ile tamirciler tarafından en çok tecrübe kazanılmış araçlardır. Yedek parçası en kolay bulunan araçlardandır. Hurdası en bol bulunan olması nedeni ile "2. el" yedek stoğu en fazla olan araçlardır. Ve son olarak kamuflajı en kolay araçtır; benzerlerinin arasında çok göze batmaz.

Türkiye'de HJZ75 serisi Toyota Land Cruiser bulmak imkansızdır. 4WD deyince -özellikle siyah renkte- Porshe Cayenne, Volkswagen Tuareg, Lincoln Navigator'ı anlayan ve 4WD araca bir sosyal statü göstergesi olarak bakan bir toplumda HJZ75 gibi "primitif" görünüşlü ve gürültülü bir teneke yığınının satılmasının pek kolay olmayacağını düşünmüş olmalıdır ki, Türkiye'de satılan modellerin içerisine bu aracı da hiçbir zaman katmamıştır ToyotaSa. Dolayısıyla, homologasyonu da yoktur ve siparişle bile getirtme imkanına sahip değilsinizdir. Bu durumda, kendi aracınızla baştan başa bir Afrika seyahati düşünüyorsanız, Land Rover Defender'dan başka bir seçeneğiniz kalmamıştır.

Karar : Land Rover
Benim de araç tercihim Land Rover Defender 110 yönünde oldu. Tercihimin bu yönde olması, hem alternatifi olan Toyota HJZ75 serisini bulma olasılığımın olmaması, hem de Land Rover'a, gerek iş hayatım boyunca çeşitli modellerini uzun sürelerce kullanmış olmak, gerekse Camel Trophy hastalığım nedeniyle "nostaljik" bir tutkuyla bağlı olmamdan kaynaklanıyordu. 2004 yılı sonlarına doğru başlayan "temiz" bir 2. el Defender 110 300Tdi arayışımın hezimetle sonuçlanmasının ardından Otokar'a, böyle zorlu bir yolculuğun üstesinden gelebilecek özel bir araç siparişi vermeye karar verdim.
Üretilecek araç bir Land Rover Defender 110 HT (Hard Top) olacaktı. 2005 Ocak ayında başlayan aracın teknik spesifikasyonlarını oluşturma ve fiyatlandırma çalışmaları Şubat ayında tamamlandı ve 25 Şubat 2005 tarihinde siparişimi verdim. Bu aşamaya kadar ve imalat süresince "zor müşteri" kaprislerime göğüs geren Otokar yetkililerinin hakkını burada vermek isterim.


Araç, ana hatlarıyla Otokar Adapazarı tesislerinde hazır (16 Mart 2005)

Land

Roverim, yaklaşık 30,000km zorlu bir yolculuğu, farklı yol ve doğa koşullarında tek kişilik ekibini fazla sıkıntıya sokmadan ve olabildiğince az sorunla atlatabilmek amacıyla özel olarak tasarlandı. Tasarlanması sırasında benim öngörülerim dışında Otokar'ın bu konuda tecrübeli kadrosunun katkıları büyüktü. Sonuçta, aşağıda sayacağım standart dışı eklentiler üretim aşamasında Otokar tesislerinde yapıldı:

- Özellikle kum ve ağır çamur koşullarında aracın kendi-kendini kurtarmasına yardımcı olacak 3.5 ton kapasiteli Warn 8274 burun vinci ve bir çift kum/çamur paleti ilave edildi.

- Arazi koşullarında oluşabilecek ufak-tefek çarpmalarda arabanın yürümesini engelleyecek bir hasarın oluşmasını önlemek için ön koruma demiri (nudge bar) yapıldı.

- Engebeli arazide yerdeki taş ya da kayalardan oluşacak darbelerden motorun karterini korumak amacıyla karter muhafaza sacı takıldı (gereğinden biraz sağlam ve tabii ağır oldu ama...).

- Motor emiş manifolduna/filtreye; toprak yolda aşırı toz ve derin su geçişlerinde suyun girmesini önlemek için yükseltilmiş hava emişi (şnorkel) takıldı.

- Yine derin su geçişlerinde akslara, havalandırma deliklerinden su kaçmasını engellemek amacıyla hortumlar ilave edilerek havalandırmalar yükseltildi.

- Her ne kadar gece yolculuğu kesinlikle planlanmıyorsa da, olası gece seyirlerinde kullanılmak üzere, 1 çift Hella 500 seyir, 1 çift de Hella 500 sis lambasından oluşan ilave ışık kaynakları monte edildi.

- İlave 2 stepne ile çeşitli bagajın yerleştirilmesi ve ayrıca tente, ilave lambalar, kum/çamur paletleri gibi aksamın monte edilebilmesi için tavana bir portbagaj yapıldı.



Güvenli yakıt dolapları

- Aracın yakıt ikmali yapmadan daha uzun süre yol almasını sağlamak amacıyla 4 adet 20'şer litre kapasiteli çelik yakıt bidonları (jerry can) ve bu bidonların yerleştirileceği, özel olarak tasarlanmış "bidon dolapları" aracın her iki yanına yapıldı.

- Bu nitelikte zor koşullarda yapılacak bir seyahatte ağır şartlara dayanıklı sağlam lastikler seçildi: Michelin XZY

- Dışarıdan gelebilecek hertürlü darbeye karşı çamurluk üstü koruma sacları ve lamba koruma kafesleri monte edildi.

Bütün bu standart dışı ilave ekipmanlarla birlikte aracın üretiminin tamamlanması ve bana teslimi 12 Mayıs 2005 günü gerçekleşti.


Araç teslimden önce son test sürüşünde (Mayıs 2005)

Land Roverim'e, içinde "yaşanacak" bir mekan haline getirilmesi için de bazı ilaveler gerekiyordu. "İçinde yaşanacak" diyorum, -az değil- 180 gün, yani yaklaşık 4,300 saatin 3,000 saatini o arabanın içerisinde geçireceğim. Zaman zaman onun içinde uyuyacağım, tüm gereksinimlerimi (su, yiyecek, kıyafet, kitap, ilaç v.s.) onda taşıyacağım, duş alacağım, yemek pişireceğim, dinleneceğim... Bütün bunlar için gereken düzenlemeleri yapmak, bir yandan iç hacmi verimli kullanırken, olası tüm gereksinimleri unutmadan, kullanım öncelik ve sıklığına göre uygun yerleşimi sağlamak... İşin en zor kısmıydı açıkçası ve sonuna doğru artık yormaya ve olayın esas kısmı olan seyahatin çekiciliğini de olumsuz etkilemeye başlamıştı.

Neydi bu "yaşamsal" ilaveler:
- Yol boyunca, yerleşim yerlerinden uzakta, özellikle çöl bölgelerinde yapılacak seyir ve konaklamalarda ihtiyaç duyulacak su için gereken toplam 94 litre kapasiteli 2 adet su deposu ile, bu suyu pompalamak ve içme suyu kıvamında temizleyecek olan arıtma sistemi için yeterli basıncı sağlamak için bir hidrofor,

- 6 aylık tek başına yapılacak bir seyahati az da olsa katlanılabilir kılmak için, sarsıntılı ve tozlu, aynı zamanda gürültülü yol koşullarında dinlenebilecek nitelikte bir müzik sistemi,

- Yol boyunca ihtiyaç duyacağım içecek ve yiyecekleri soğuk, "buz gibi" saklamak için bir buzdolabı,

- Bilgisayarım ve bazı elektrikli el aletlerinin enerji gereksinimi için 12V DC enerjiyi 220V AC enerjiye çeviren bir invertör,

- Arkadaki "yaşam mekanı"na bir aydınlatma lambası,

- İlave tüm elektrikli aygıtlar için, starter aküden bağımsız ilave bir "hizmet" aküsü ve her iki aküyü birbirinden bağımsız olarak şarj etmek için izolasyon diyotu,

- Konumumu ve yolumu, uydu sinyallerini kullanarak bulmam için bir GPS cihazı ve buna ait harici anten,

- Neredeyse tüm seyahatim boyunca kullanabileceğim ve internet bağlantımı sağlayacağım bir uydu telefonu,

- Yaşam bölümünü, dışarıdan güvenlik anlamında izole edecek, gerektiğinde şöför mahalline geçişi sağlayacak kilitli bir kapısı da olan kafesli çelik bölme,

- Uzun yolculukların ardından altında dinlenmek ve güneşten korunmak için kullanacağım, portbagajın yanına monte edilen, 1.65 metre uzunluğunda ve 2.50 metre açılabilen bir tente,

- Ve son olarak, insansız bölgelerde, arabanın içinde rahat bir uyku uyuyabilmek için tasarlanmış, gerektiğinde açılarak altındaki "kargo bölümüne" ulaşılmasını sağlayan yatak.

Tüm bu ilaveler ya hazır olarak piyasadan temin edildi, ya da tasarımı ve montajı benim tarafımdan, imalatı da benim titizliğime ve nazıma katlanabilecek kadar bana yakın olan bazı dostlarımın tesislerinde ve onların imkanları ile yapıldı.

Yusuf Usta (Çelik) Titizliği ile beni bile pes ettirdi

Bu imalatlardan özellikle kaynaklı çelik konstrüksiyon olanlarının imal edildiği SET Mühendislik'te çalışan Yusuf Usta"nın beni bile çatlatacak titizliği, böyle bir görevi yerine getirecek bir araç için gereken kalitenin en üst seviyede tutulmasını sağladı.

 
  ana sayfa I başlarken I araç I rota I iletişim