|
|
ARAÇ Böyle bir macera gezisinin doğasına ters düşüyor olsa da, 55°C sıcaklıkta,
terinizle vücudunuza yapışıp çamurlaşan tozla, sineklerle haşırneşir olmak
yerine, klimalı, konforlu ve modern bir arazi aracının keyfini sürmek herkesin
hayalidir herhalde. İki şey engeller sizi: Birincisi ve aslen en önemlisi,
bahsedilen o konforlu ve modern arazi araçlarının, bu tür ağır koşullara
fazla dayanamayacak olan narin ve karmaşık elektronik sistemleridir. Bir
bozulmaya görsünler. Çölün ortasındaysanız hiç şansınız yoktur zaten de;
Afrika'nın en yetenekli tamircisinin dibinde bile arızalandıysa aracınız,
hastalığını iyileştirmek konusunda hala fazla şanslı değilsinizdir. İkinci
engel de -daha önce söylediğim gibi- "macera gezisinin doğası"dır.
Macera gezisinin, ya da -bazı yakınlarımın cok karşı çıkması nedeniyle kullanamadığım
bir deyim olan- "ekspedisyon"un doğasında "şeytan azapta
gerek" vardır, eziyet vardır, zorluk vardır; kısacası mazoşizm vardır.
Bütün bunlara katlanmanızı sağlayan; çoğunluğun göremediği ilkelliği, ilkel
şartlarda keşfetme dürtüsüdür. Bu kriterlerle yola çıkıldığında da, kendinize
araç olarak seçeceğiniz marka ve model konusunda çok fazla alternatifiniz
kalmaz. Land Rover'ın klasik Series (Series I, II ve III) ile 110 ve Defender modelleri, üretilmeye başlandığı 1948 yılından beri Afrika tablosunun vazgeçilmez objeleri olmuşlardır. Tüm konforsuzluğuna, ergonomiye aykırı yapısına ve -maalesef- son yıllarda geliştirilen modellerindeki kronikleşmiş sorunlarına karşın Land Rover, Afrika'da en çok tanınan/tanıtılan araç olma özelliğinin sağladığı avantajlar ile Afrika ekspedisyonerlerinin de gözdesidir. Nedir bu avantajlar? En tanınan olması nedeni ile tamirciler tarafından en çok tecrübe kazanılmış araçlardır. Yedek parçası en kolay bulunan araçlardandır. Hurdası en bol bulunan olması nedeni ile "2. el" yedek stoğu en fazla olan araçlardır. Ve son olarak kamuflajı en kolay araçtır; benzerlerinin arasında çok göze batmaz. Türkiye'de HJZ75 serisi Toyota Land Cruiser bulmak imkansızdır. 4WD deyince -özellikle siyah renkte- Porshe Cayenne, Volkswagen Tuareg, Lincoln Navigator'ı anlayan ve 4WD araca bir sosyal statü göstergesi olarak bakan bir toplumda HJZ75 gibi "primitif" görünüşlü ve gürültülü bir teneke yığınının satılmasının pek kolay olmayacağını düşünmüş olmalıdır ki, Türkiye'de satılan modellerin içerisine bu aracı da hiçbir zaman katmamıştır ToyotaSa. Dolayısıyla, homologasyonu da yoktur ve siparişle bile getirtme imkanına sahip değilsinizdir. Bu durumda, kendi aracınızla baştan başa bir Afrika seyahati düşünüyorsanız, Land Rover Defender'dan başka bir seçeneğiniz kalmamıştır. Karar : Land Rover Benim de araç tercihim Land Rover Defender 110 yönünde oldu. Tercihimin bu yönde olması, hem alternatifi olan Toyota HJZ75 serisini bulma olasılığımın olmaması, hem de Land Rover'a, gerek iş hayatım boyunca çeşitli modellerini uzun sürelerce kullanmış olmak, gerekse Camel Trophy hastalığım nedeniyle "nostaljik" bir tutkuyla bağlı olmamdan kaynaklanıyordu. 2004 yılı sonlarına doğru başlayan "temiz" bir 2. el Defender 110 300Tdi arayışımın hezimetle sonuçlanmasının ardından Otokar'a, böyle zorlu bir yolculuğun üstesinden gelebilecek özel bir araç siparişi vermeye karar verdim. Üretilecek araç bir Land Rover Defender 110 HT (Hard Top) olacaktı. 2005 Ocak ayında başlayan aracın teknik spesifikasyonlarını oluşturma ve fiyatlandırma çalışmaları Şubat ayında tamamlandı ve 25 Şubat 2005 tarihinde siparişimi verdim. Bu aşamaya kadar ve imalat süresince "zor müşteri" kaprislerime göğüs geren Otokar yetkililerinin hakkını burada vermek isterim. ![]() Araç, ana hatlarıyla Otokar Adapazarı tesislerinde hazır (16 Mart 2005) Land
Roverim, yaklaşık 30,000km zorlu bir yolculuğu, farklı yol ve doğa koşullarında
tek kişilik ekibini fazla sıkıntıya sokmadan ve olabildiğince az sorunla
atlatabilmek amacıyla özel olarak tasarlandı. Tasarlanması sırasında benim
öngörülerim dışında Otokar'ın bu konuda tecrübeli kadrosunun katkıları
büyüktü. Sonuçta, aşağıda sayacağım standart dışı eklentiler üretim aşamasında
Otokar tesislerinde yapıldı:
Land
Roverim'e, içinde "yaşanacak" bir mekan haline getirilmesi için
de bazı ilaveler gerekiyordu. "İçinde yaşanacak" diyorum, -az
değil- 180 gün, yani yaklaşık 4,300 saatin 3,000 saatini o arabanın içerisinde
geçireceğim. Zaman zaman onun içinde uyuyacağım, tüm gereksinimlerimi
(su, yiyecek, kıyafet, kitap, ilaç v.s.) onda taşıyacağım, duş alacağım,
yemek pişireceğim, dinleneceğim... Bütün bunlar için gereken düzenlemeleri
yapmak, bir yandan iç hacmi verimli kullanırken, olası tüm gereksinimleri
unutmadan, kullanım öncelik ve sıklığına göre uygun yerleşimi sağlamak...
İşin en zor kısmıydı açıkçası ve sonuna doğru artık yormaya ve olayın
esas kısmı olan seyahatin çekiciliğini de olumsuz etkilemeye başlamıştı.
Bu
imalatlardan özellikle kaynaklı çelik konstrüksiyon olanlarının imal edildiği
SET Mühendislik'te çalışan Yusuf Usta"nın beni bile çatlatacak titizliği,
böyle bir görevi yerine getirecek bir araç için gereken kalitenin en üst
seviyede tutulmasını sağladı. |
||
|
|
|||
| ana sayfa I başlarken I araç I rota I iletişim |